Adem’in Yaratılışı

Yüksel AKSU’nun 2016’da gösterime giren İftarlık Gazoz filmini izlediniz mi bilmiyorum, Çocuk Adem’in oruçlu geçen bir gününü genç ADEM’inüniversite yıllarındaki ölüm orucuyla bağlayan bence çok ince felsefi anlatımı da olan La Fontaine’ne bile ince ayar veren bir filmdi. Sonunu kestiremediğim ve içimi cız ettiren nadir Türk filmlerinden biriydi. Film de esas karakterin isminin Adem olmasından mütevellit Kaygusuz Abdal’ın şu dizeleri zikrediliyordu.

 

Bu adem dedikleri
El ayakla baş değil
Adem manaya derler
Suret ile kaş değil….

 

Âdem, yaratılan ilk insan. Kutsal kitapların erkek kahramanı. Şahsi kanaatim Kaygusuz Abdal’ın dizelerindeki manadır Adem.  Her düşünce kendi doğrusunu doğurur. Bundan dolayı herkesin Adem’ine saygım sonsuz lakin o Ademler erdemli, ahlaklı, saygılı ve barışçıl olsun lütfen.

 

Gelelim Ninja Kaplumbağaların Rönesans ressamlarından Michelangelo’ya.Adem'in Yaratılışı,isimli şahane eseri….Yüzyıllardır ilham kaynağı bir şaheser. Bugün karşıma tekrar çıktığında beni yine derinden etkiledi doğrusu. Vatikan’daki SistineŞapeli'nin tavanını süsleyen bir başyapıt bu.Michelangelo tarafından 1511 dolaylarında yapıldığı sanılıyor…

 

Bence içinde müthiş gizemleribarındırsa da düz yorumu ile “Hristiyanlık'taKitab-ı Mukaddes'in Yaratılış bölümünde, ilk insan Âdem'e hayat üflenmesi konusunu betimlemesi.”Âdem, solda cennetvari yeşillikler içinde ve çırılçıplak, savunmasız, güçsüz. Tanrı sağ tarafta, insan suretinde melekleriyle birlikte bir baloncuğun içinde, olgun, güçlü ve kendinden emin. Tanrı’nın melekleri ile içinde olduğu resme bakıldığında bunun bir beyni andırması tesadüf olmasa gerek.

 

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, beyin denen kompleks bir yapıya sahip, protein ve enerji jölesinin kullanımı değil mi? Belki de Michelangelo bize “Tanrı sizin zihninizde ya da zihninizle Tanrı sizsiniz” demek istemiştir. Rönesansressamları zamanın ötesinde, gizemli ve insanüstü özellikleri barındıran varlıklar olduğu içinöğretilmiş zekâlarımızla onları anlamak epey zorlu bence.

 

Gelelim bu günün zeka oyunlarına… Çağa uygun teknolojik iletişim ağını kullanıp kitlelere seslenen “bir tripota, bir kameraya yenileceksiniz” diyen Sedat PEKER’e. O da kendi sanatını konuşturuyor şüphesiz. Yılların ona kattığı tecrübe ile ilkel insan yanının hayatta kalma güdüsünü birleştirip saldırı ve savunma taktiklerini uyguluyor. Az gelişmiş toplumların lümpen yapılarını kullanarak kendine bir kitle edinmiş ve iddialarına göre mevcut yapı içinde kendine hareket edeceği meşru bir zemin sağlamış.

 

O da bir ADEM. Kendi doğrusunu arama yolunda pek çok kire bulaşmış, aklanma derdinde bir ADEM. Olayın siyasi boyutu ise korkutucu derecede iğrenç. Bugüne kadar söylenenlerin, yazılanların ete kemiğe bürünmüş hali. Üzücü ve kabul edilemez, yürek yakan pek çok iddia. Hukuken araştırılmaya, soruşturulmaya ve yargılanmaya muhtaç iddialar. Tabi kimin hukuku, bu da koca bir soru işareti. Ne yazık ki mafyanın, derin siyasetin kucağında yitip giden hayatlar, faili meçhuller.

 

Bütün bu iddialar karşısında benim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak naçizane hissettiğim, kandırılmışlık, hiçe sayılmışlık, kullanılmışlık duygusu. Zira aldığımız her kuruştan, her metadan, her hizmetten kesilen vergiler ülkemizin finans kaynağı olmakta ve güya meşru harcamalarda kullanılmakta.

 

Bu yaşanılanlar neticesinde, zamanın siyasetçisinin “Türkiye bağırsaklarını boşaltıyor” gibi mide bulandırıcı benzetmesinden ziyade “karanlık aydınlığa muhtaçtır” demeyi “ışıl ışıl gelecek bizi bekliyor” demeyi tercih ederim.

 

 Fanatik duygular kullanılmaya en müsait duygulardır. En büyük katliamları ve kötülükleri fanatik duygularla beslenenler yapmıştır. Fanatik duygulara sahip kişiler asla aynı amaç ve duyguyu beslemeyen güçlüler tarafından finanse edilip saldırgan birer canavara dönüştürülürler. Tarih bunlarla doludur.

 

Sen yaradılışın kahramanı ADEMOĞLU ADEM, manana sahip çık, kötülüğe yenilme, ışılda, umut ol, güneş ol, bilgi ol, aşk ol, çağılda……