Elmalı Davası

Yine bir haberle günüm isyan, üzüntü ve öfkeyle geçti. Elmalı davası olarak basına yansıyan iki çocuğun öz annesi ve üvey babası tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığı, çocukların resimlerle bunu anlattığı korkunç, akla ziyan, kötülüğün en üst seviyesi, insanı dehşete düşüren bir dava.

 

Antalya Barosu konuya ilişkin bir bildiri yayımladı. Soruşturma aşamasından beri konunun takipçisi olduklarını, davanın Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinde görüldüğü, şu ana kadar 5 duruşma yapıldığı,16.10.2020 tarihinde sanıkların tutuklandığı, 05.01.2021 tarihinde de tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildikleri, bir sonraki duruşmanın da 17.09.2021 tarihinde olacağı açıklandı. İyiki Barolar var iyiki beynini, ruhunu ve cüppesini satmamış, kiraya vermemiş avukatlar var diyorum. Her türlü haksızlığa ve hukuksuzluğa ses çıkaran tek meslek birliği olmaları da Baroları daha kıymetli kılıyor.

 

Maalesef Elmalı Davası,çocuğa cinsel istismar konulu ülkemizin ne ilk ne de son davası. Kültürel, ahlaki, sosyal ve siyasal yozlaşmanın neticesidir tüm bu ve benzeri durumlar. Meslek icabı benzer istismarlar ile karşılaşıyorum. Ailelerin mevcut durumdan utanıp, özellikle evin erkeğinin şüpheli olduğu vakalarda,evin erkeklerini korumak adına küçücük çocukların ifadelerini değiştirttiğine, şikayetleri geri aldırttığına, çocuklara bilinçli olarak; “Ben abime kızmıştım, babama öfkelenmiştim o yüzden bu yalanı söyleyip onun canını yakmak istedim.”İfadelerini verdirttikleri durumlarla karşılaşıyoruz. Çocuklarla konuşmamıza rağmen onlar ailelerini tercih ediyor ve gerçeği saklıyorlar. Çünkü onlar henüz çocuk…..

 

Çocukların cinsellik gibi soyut kavramları anlaması için beynin ön lobunun gelişimin tamamlanması gerekir. Bu da ancak  12 yaşından sonra mümkün olabilecek bir durumdur. Bu nedenle cinsellik ile alakalı fiziki durumları ifade eden, anlatan, çizen 12 yaş altı çocuklar ya bu duruma birebir maruz kalmıştır ya da cinsellik içeren görüntüleri izlemiştir.

 

Çocukların Cinsel istismarı Suçu,Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesi ile düzenlenmiş İnsanlığa Karşı İşlenmiş bir suç tipidir. İlgili madde metni ile suçun kim tarafından, nasıl işlendiği, mağdurun yaşı baz alınarak suça ilişkin ceza miktarını açıklamaktadır. Bu cezanın karşılığı idam bile olsa ceza tek başına suçun işlenmesine mani olamayacaktır.

 

Çocuğa Cinsel İstismar suçu, toplumsal bir sorundur. Bu sorunun çözümü tek başına yargıya atfedilemez. İlk evvela ülkemizde bilinçsizce açılan bilim üreten üniversitelerin, hukuk, psikoloji, sosyoloji, tıp, eğitim  ve ilgili tüm fakültelerinde bu sorunun çözümü adına projeler üretilmelidir. Devlet tarafından desteklenmek üzere, Üniversitelerde görevli ve her biri alanında ehil öğretim görevlileri çocuğa cinsel istismar suçunu uzmanlık alanı doğrultusunda incelemeli ve bu suçun önlenmesi için gerekli bilimsel çalışmaları, projeleri hazırlamalıdır. Konuyla ilgili Bakanlıklar (Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı vd.) ile STK’lar ortak çalışmalar düzenleyip, eğitim, dayanışma ve mali alanda gerekli projeleri üretip hayata geçirmelidirler.

 

Ben naçizane, köylerden değişim ve gelişimin başlayacağına inanlardanım. Bir zamanların Köy Enstitülerini de bu manada çok kıymetli buluyorum. Bu konuyu bir parça araştırsanız, Köy Enstitülerinin 1940-1946 gibi kısa bir sürede ülkenin toplumsal değerlerini, ulusal kültürünü, ekonomik yaşamını, meslek edinme-iş kolunda uzmanlaşmayı, toplumsal ahlakını, insani erdemini olumlu manada ne denli geliştirdiğini göçereceksiniz. En az iki kuşağın bu ahlakla yetişmesi neticesinde ülkemizin hem ekonomik hem de toplumsal ahlak açısından ileri seviyeye ulaşacağına hiç kuşkum yok. Zira Köy Enstitüleri, eğitimde fırsat eşitliğini gözetmiş, genç-yaşlı,kadın-erkek ayrımı yapmaksızın tüm köy halkının aydınlanmasını ve gelişmesini hedef almıştır. Köy Enstitüleri kurumunun günümüz koşullarına uyarlanarak tekrar faal hale getirilmesinin, gelişmiş ve aydınlanmış, ekonomik olarak güçlü aileler neticesinde toplumsal yozlaşmaya, çocuğa cinsel istismar, kadına şiddet, cinsel taciz ve cinsel istismar suçlarına da engel olacağını düşünüyorum.

 

Bunlarla birlikte çocuğa cinsel istismar, kadına şiddet, cinsel taciz ve cinsel istismar suçlarının artmasında en büyük etkenin medya olduğu kanaatindeyim. Mevcut TV programlarının gerek sunucuları ve gerekse içerikleri buna diziler de dahil, hem ahlaki açıdan yozlaşmış kişilerin hayatlarını öne çıkarmakta hem de şiddet, öfke yanlısı ve psikolojik yapısı bozuk karakterlerle bu tarz duygu ve davranışları normalleştirmektedir. Edebiyatta, “Yeraltı Edebiyatı” kavramı vardır, burada bile yazarın bir sistematiği vardır, okuyucuya bütün bu yozlaşmış, çürümüş yapıdan arınmak için çaba gösteren bir karekterin erdemli insana ulaşmak adına geçirdiği değişim sürecini anlatır yazar. Mevcut programlar da ise sadece reyting kaygısı güdülmekte, içerikler buna dayalı olarak argo, küfür, kavga, öfke, aldatma, cinsel taciz-istismar, dolandırıcılık, şiddet, nefret, yalan gibi kötü ve tasvip edilemeyecek davranış ve duyguları kapsamaktadır. Görsel ve yazılı medyanın bu anlamda daha titiz, eğitici ve toplumsal güven ve ahlakın öne çıkarılacağı, eğitsel program ve yayınlara yönelmesinin elzem olduğunu düşünüyorum.

 

Özellikle ilkokullarda öğretmenlerin bu suça ilişkin eğitilmeleri, çocukta gördükleri davranış bozukluklarının ve psikolojik değişimlerin takipçisi olmaları, okulların Rehberlik bölümlerinin aktif çalışması gerektiği, ev ziyaretleri ile her çocuk ile özel görüşmelerin belli aralıklarla yapılmasının pek çok sessiz kalınmış suçun öğrenilmesine ve gerekli önlemlerin alınmasına katkı sağlayacağını düşünmekteyim.

 

Çocuk ve kadına yönelik suçlarda, mağdur olan çocuk ve kadınların barınma, güvenlik, gizlilik, eğitim, yeni bir hayata başlama ve finansal ihtiyaçlarının karşılanması hususuna azami özen gösterilmesi bu manada ciddi çalışmalar yapılması gerektiği kanaatindeyim.

 

Bir sorun varsa mutlaka çözümünün de olduğuna inanan biri olarak,ciddi ve özverili devlet/toplum çalışması ve dayanışması ile çocuklarımız için daha güvenli yaşanılabilir, hayallerini gerçekleştirebilecekleri bir Türkiye yaratacağımıza inanıyorum.Yazar Grigory Petrov'un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabında Finlandiya’nın bunu nasıl başardığı çok net bir şekilde anlatılmıştır.30.06.2021

 

Dünya; kötülük yapanlar yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.A.EİNSTEIN