Siz Kimsiniz, Nasılsınız, Nasıl İnsan Olmak İstersiniz Aşağıdakilerden Hangisisiniz?

              Kimi insanın burnu büyüktür. Adeta kaf dağındadır. Suratından düşen bin parça olur. “Alçak dağları ben yarattım” der gibidir. Kendini bir şey oldum sanır. Selamsızın tekidir.

 

              Kimi insan alçak gönüllü, güler yüzlü, tatlı dilli ve mütevazidir. Herkes ile selamlaşır, hatta iltifatlar yapar.

 

               Kimi insan bencildir. “Rabbena, hep bana” der durur. Eh hep o haklıdır. Sanki Allah bu dünyayı onun için yaratmıştır. Hak-hukuk-adalet tanımaz. 

 

               Kimi insan fedakârdır. Empati yapmasını bilir. Yani, kendisi ile karşısındaki arasında tarafsızdır. Her zaman ve her yerde doğrudan, haklıdan ve adaletten yanadır.

 

               Kimi insan tembeldir. Yan gelir, yatar durur. Boş- boş oturup, trene bakar gibi bön bön bakar durur. Onun için keyfi, rahatı önemlidir.

 

               Kimi insan çalışkandır. Boş kalmayı sevmez. Adeta kaşınır. Çünkü onun için hareket sadece bereket değil, aynı zamanda sağlık ve moraldir. Bir şeyler yapmak, birilerine faydalı olmaktan, işe yaramaktan zevk alır, haz duyar.

 

              Kimi insan hayvanlara karşı merhametsizdir. Onları döver, çarpar ve hatta öldürür. Onun gözünde o canlıların hiçbir değeri yoktur.

 

              Kimi insan hayvanları sever. Onlarla ilgilenir, ihtiyaçlarını karşılar. Tedavisini yaptırır. Ona göre her canlının yaşama hakkı vardır. Çünkü onların doğanın dengesini sağladığını bilir.

 

              Kimi insan elindeki çöpü, izmariti rastgele atar. Bir kahveci izmarit süpürüyordu. “Müşterinin önüne kul tabağı koysana” dedim. “Gene de yere atıyorlar. Kül tabağının içindekini bile yere boşaltıyorlar” dedi. Sizce elindeki izmariti, çöpü, hatta yiyip içtiği şeyi yere fırlatıp çarpan ve kıran insanda medeniyet var mıdır? Bırakın medeniyeti, insanlık var mıdır? Kedi ve köpekler bile hacetlerini yapmak için müsait yer ararlar.

 

              Kimi insan yerlere bir şey atmaz. Çöp kabına atar. Hatta ayağına dolanan veya gözüne ilişen çöpü alıp götürerek çöp tenekesine atar.

 

              Kimi insan öfkesine hâkim olamaz. Çünkü öfke baldan tatlıymış. Atar-tutar, asar-keser, kırar-döker. Mesela haberlerde yol verme yüzünden kavga-dövüş eden, hatta cinayet işleyen insanları görüyoruz. Onlar hem bu dünyalarını, hem öbür dünyalarını karartan zır cahil ve ahmak insanlardır. Ama öfkeyle kalkan zararla otururmuş. “Buyur” deyiversen tahtından mı düşersin be birader.

 

                Kimi insanın iradesi güçlüdür. Sabretmesini bilir. Çünkü sabreden derviş, muradına erermiş. Sabır ile koruk helva olurmuş. Böylece başını püsküllü dertlerden korumuş olur.

 

                Kimi insan onursuz ve gurursuzdur. Hesapsızdır. Bol kesenden harcar. Sonra da batakçılık, hatta hırsızlık ve soygun bile yapar. Bunlardan yüzü bile kızarmaz. Çünkü o kaşarlanmıştır.

 

                 Kimi insan onurlu ve gururludur. Haddini, hesabını, alacağını, borcunu bilir. Kendisinden alacak istetmez. Bankalardan kredi bile kullanmaz. Çünkü kazanmadan harcamayı içine sindiremez.

 

                  Kimi insan hayatından bezmiştir. Dünyayı, yaşamı, hayatı sevmez. Sızlanır durur. Hatta intihar düşünür. Bu güzel dünyayı yolun başında veya ortasında kendi iradesi ile terk edip gider.

 

                  Kimi insan dünyayı, hayatı çok sever. Allah’a şükreder durur. Kendi huzuru için her fedakârlığı yapar.  Fedakârlık yaptıkça hayatı güzelleşir. Çünkü her insan kendi kaderini kendisi yaratır ve kendisi yaşar. Ölmeyi bir türlü içine sindiremez. İnsanın kaderini  tayin de aklı, enerjisi, gücü, iradesi, sabır ve gayretidir. Bunları doğru yolda, iyi kullandığı takdirde hayat çok güzeldir.

 

                 Kimi insan damak zevkine önem verir.  Hazır besinlerin içinde koruyucu ve tatlandırıcı maddeler olduğunu düşünmez. Sigara içer, bol bol alkol alır. Hatta uyuşturucu alır. Bunlar onun sağlığını ve ömrünü milim milim, bazen karış karış azaltır. Bir gün gelir, erkenden eskir, genç yaştatahtalı köyü boylar.

 

               Kimi insan sağlıklı beslenir. Zararlı yiyecek ve içeceklerden, hazır yiyeceklerden uzak durur. Onun için sağlığı o anki damak zevkinden daha önemlidir. Zaten “Sağlık olduktan sonra dünya çok güzel, ne yersen çok tatlıdır”

 

               Kimi insan çok yer, az hareket eder. Bunun sonunda çuval gibi göbek, tüfek gibi baseni olur. O hale gelene kadar niçin tedbir almaz? Ben öyle olsam, elime orağı alır, o göbeği ve baseni keser ve çöpe atarım. Yazık değil mi o koca vücudu taşıyan ayaklara? Deri de çok yağ olursa iç organlarda da yağ olmaz mı? İç organların yağlanması da her türlü hastalığı tetikler.

 

               Kimi insan idareli yer. Çok hareket eder. Sağlığını, vücut yapısına önem verir. Sağlığı yanında güzelliğini de korur. Böylece sağlıklı, genç, dinç, güzel, uzun bir hayat yaşar.

 

                Kimi insan için hareket zahmettir, yorucudur. Spor ve yürüyüş yapmaz. Öyle ya, yan gelip yatmak, horulhorul uyumak, keyfine bakmak varken, ne öyle spor ve yürüyüş yapsın? Deli mi o?

 

                Bazı insanlar delidir. Dünya delisidir. Dünyayı deliler gibi sever. Bu sebepten sporunu, özellikle yürüyüşünü yapar. Yaz-kış, soğuk-sıcak, yağmur-çamur demeden üç yüz atmış beş gün yollara düşer. Çünkü onun kötü huyları vardır. Bir kötü huyu da “Faydalı”  deneni sevivermektir. Yürüyüşün ne kadar faydalı olduğunu öğrendikten sonra durur mu?

 

              Kimi insan hayırsız evlattır. Anne-babasından-ailesinden kopar gider. Hatta anne ve babasının asan-kesenler, malını-mülkünü talan edenler. Onur, gurur, şeref ve haysiyetini beş para edenler vardır.

 

                Kimi evlat hayırlıdır. Anne ve babasına karşı ilgili ve saygılıdır. Hele onlar elden, ayaktan düşüp, hayattan koptuklarında onlara tıpkı kendi çocukları gibi bakar. Çünkü o babanın sülbünden, o annenin karnından gelmiştir. Ona can veren o anne-babadır. Doğurmuşlar, emzirmişler, yedirip, içirip, giydirip, kuşandırmış, gezdirip, tozdurmuşlar. Bir de terbiye edip, okutup hayata hazırlamışlar.  Bir insanı anne ve babasından daha fazla iyilik yapan bir başkası var mıdır?Çocuklarına “Saldım çayıra, Allah kayıra” demişler. Bir de bakmışlar çocukları kavak gibi uzayıvermiş. Ancak manevi değerleri ve hayat bilgileri zayıftır.

 

Kimi anne-baba çocukları ile ilgilenmez, onları iyi terbiye etmez, adam etmez. Kendi zevkinde ve eğlencesindedir. Para, parti, çapkınlık, kumar, kahve oyunları peşindedir.      

       .

                 Bir gün eli-yüzü kan içinde bir müşteri geldi. Savcılığa dilekçe yazıver, oğlum dövdü dedi. Ben de "Kabahat sende o oğlanı sen yetiştirdin, öyle terbiye etmişsin. Cezanı çekiyorsun” dedim. “Ben onu öyle terbiye ettim ki, her gün döverdim” dedi. Ben de “Demek ki dayak ile terbiye olmuyormuş” diye cevap vermiştim.

 

                  Bir anne baba için en değerli varlık çocuklarıdır. Sağlıklı, hayırlı ve başarı olmaları için emek ve mesai harcarlar. Mükâfatını da ileriki yıllarda görürler. Çünkü hayırlı evlat, anne-babasına ilgili ve saygılıdır. Onları üzmez, onlara yük olmaz. Kendi başının çaresine bakar. Hatta yaşlandıklarında anne-babasına bakarlar.

 

                 Kimi insan milli duygular zayıftır. Vatan ve vatandaşlık değiştirir. Kendi ülkesinden ve milletinden kopar gider. Hatta ülkesi ve milleti aleyhinde çalışan, casusluk yapanlar bile vardır. Kimisi de milliyetçidir. Milliyetçi damarları öyle kabarır ki, kabına sığmaz. Coşar,çoşar, nara atar. Hatta farklı düşünceden olanlara karşı  şiddet kullanır.  Bunların milliyetçilikten haberleri yoktur. Milliyetçiliği nara, hava atmak, şov yapmak, atıp-tutmak, asıp-kesmek sanırlar.

 

            Siyasi parti ve düşünce farkından dolayı kendi milletinden olan, başkalarına saldıran ve öldüren insanlarda milliyetçilik var mıdır? O milliyetçi değil, insan bile olamamıştır. O bir sapıktır, haindir.

 

             Bazıları gerçekten milliyetçidir. Çalışır, üretir, hayırlı ve başarılı evlatlar yetiştirir, ilim, teknoloji, keşif ve icat yönünden ülkesine ve milletine katkılar yapar. Mesela Aziz Sancar ABD’de sağlıkçıdır. Nobel ödülü almıştır. Ödülünü Türkiye’ye getirip Anıtkabir’e hatıra olarak bırakmıştır. Milliyetçilik böyle olur.