Çocuklarımıza “Hayır” Demeyi Öğretmek Zorundayız

Sevgili anne ve babalar…


Çocuklarımızı korumak için onlara kalkan olmaya çalışıyoruz ama çoğu zaman en büyük kalkanı onlara vermeyi unutuyoruz: “Hayır” diyebilme cesaretini.

 

Bugün çocuklarımız “terbiyeli”, “uyumlu”, “söz dinleyen” olsun diye yetiştiriliyor. Oysa bu kavramlar, yanlış anlaşıldığında çocuklarımızı hayata karşı savunmasız bırakıyor. Çünkü hayatta her “evet” bir mutluluk getirmiyor. Bazı evetler; pişmanlık, zorbalık, bağımlılık ve istismar olarak geri dönüyor.

 

Bir arkadaşın “hadi dene bir şey olmaz” demesine…
Bir grubun “ayıp olur, katılmak zorundasın” baskısına…
Bir yetişkinin “kimseye söyleme” telkinine…

 

İşte tam bu noktalarda çocuklarımızın durup net bir şekilde “Hayır” diyebilmesi gerekiyor.

 

Hayır demek saygısızlık değildir.
Hayır demek ayıp değildir.
Hayır demek bencillik hiç değildir.

 

Aksine hayır demek; sınır çizebilmektir, kendini tanımaktır, kendini korumaktır.

 

Biz anne babalar çoğu zaman çocuklarımız adına hayır deriz ama onları buna hazırlamayız. Onların yerine konuşuruz, onların yerine karar veririz. Sonra bir gün yalnız kaldıklarında, hayır demeleri gereken yerde suskun kalırlar. Çünkü öğretmedik.

 

Çocuğa “hayır” demeyi öğretmek, onu hayata karşı kışkırtmak değil; hayata karşı güçlendirmektir.
Evde başlar bu eğitim…
Oyun oynarken, paylaşırken, istemediği bir şeye zorlanmadığında…

 

Çocuk “istemiyorum” dediğinde hemen susturmak yerine dinleyebilsek,


“ayıp” yerine “neden?” diye sorabilsek,
itaat yerine muhakemeyi öğretebilsek…

 

İnanın, daha güçlü bireyler yetiştiririz.

 

Bugünün çocukları yarının yetişkinleri olacak.
Ve yarının dünyasında en çok ihtiyaç duyulan şey; yüksek sesle değil ama net bir şekilde hayır diyebilen insanlar olacak.

 

Sevgili anne ve babalar…
Çocuklarımıza her şeye evet demeyi değil, doğru zamanda hayır demeyi öğretelim. Çünkü bazen bir “hayır”, bir ömrü kurtarır.

 

Ve ne yazık ki bu söylediklerimiz teori değil…
Gazete sayfalarında, sosyal medyada, mahalle aralarında yaşananlar ortada.

 

Son aylarda çevremizde yaşanan akran zorbalıkları, gençler arasında artan şiddet olayları, “bir şey olmaz” denilerek girilen yanlış ortamlar bize acı bir gerçeği tekrar hatırlatıyor. O çocuklar kötü doğmadı. O çocuklar suça hevesli değildi. Çoğu sadece hayır diyemedi.

 

Arkadaş baskısına hayır diyemedi.
Yanlışa sürükleyen ortama hayır diyemedi.
Korktuğu için, dışlanmamak için, “ayıp olur” dendiği için susmayı seçti.

 

Sonra olan oldu…
Bir anlık suskunluk, yıllarca sürecek pişmanlıklara dönüştü.

 

Bugün üzülerek konuştuğumuz birçok olayın temelinde; sınır koyamayan, itiraz edemeyen, “istemiyorum” demeyi öğrenememiş çocuklar var. Ve bu çocukların ortak noktası; evde hep başkaları adına karar verilmiş olması.

 

Bu yüzden mesele sadece ailelerin değil, okulların, öğretmenlerin, mahallelerin ve hepimizin meselesidir.
Çocuklarımıza yüksek sesle bağırmayı değil, doğru yerde durmayı öğretmek zorundayız.

 

Çünkü yarın bir başka acı olaydan sonra “keşke” demek istemiyorsak, bugün çocuklarımıza küçük yaşta kocaman bir kelimeyi öğretmeliyiz:

Hayır.