Koçarlı Belediye Başkanı Özgür Arıcı’nın “Ben zaten yuvamdayım” sözleri, sadece bir açıklama değil; son dönemin en çok tartışılan siyasi cümlelerinden biri oldu. Çünkü bu söz, geçmişi hatırlayanlar için tek başına yeterince açık değil.
Hafızaları biraz tazeleyelim…
Arıcı, yerel seçimler öncesinde AK Parti’den istifa ederek CHP’den aday olmuş ve seçimi bu kimlikle kazanmıştı. Yani bugünkü “yuvamdayım” ifadesi, ister istemez şu soruyu beraberinde getiriyor: Hangi yuva?
Siyasette “yuva” kavramı, çoğu zaman ideolojik aidiyeti, siyasi çizgiyi ve seçmenle kurulan güven bağını ifade eder. Ancak Türkiye’de son yıllarda bu kavramın daha esnek kullanıldığını da görüyoruz. Partiler arası geçişler artık sürpriz olmaktan çıktı; fakat seçmen açısından mesele hâlâ net: Oy verdiği ismin hangi çizgide durduğu.
Arıcı’nın sözleri teknik olarak CHP’yi işaret ediyor gibi görünüyor. Zira bugün bulunduğu, seçildiği ve görev yaptığı siyasi yapı burası. Ancak geçmişteki AK Parti kimliği ve son aylarda yeniden alevlenen “geri dönüş” iddiaları, bu ifadeyi tartışmaya açık hale getiriyor.
Son 10 gündür yeniden gündeme gelen “AK Parti’ye geçecek” söylemleri karşısında uzun süre sessiz kalınması da bu tartışmayı büyüten önemli bir etken oldu. Eğer baştan net bir duruş sergilenseydi, belki de bugün “yuvam” kelimesi bu kadar sorgulanmazdı.
Öte yandan, “yuvamdayım” çıkışıyla birlikte Arıcı’nın en azından mevcut siyasi pozisyonunu koruma niyetinde olduğu anlaşılıyor. Bu, kısa vadede tartışmaları durdurabilir. Ancak uzun vadede asıl belirleyici olan, sözlerden çok atılacak adımlar olacaktır.
Çünkü siyaset, özellikle yerelde, hafızası güçlü bir alandır. Seçmen dün söyleneni de bugün yapılanı da not eder. Bu yüzden “yuva” sadece bir kelime değil, aynı zamanda bir duruş meselesidir.
Şimdi gözler Özgür Arıcı’da…
Bu “yuva” söylemi, kalıcı bir aidiyetin ifadesi mi, yoksa geçici bir siyasi pozisyonun cümlesi mi?
Bunu zaman gösterecek.

