Sayın Cumhurbaşkanım;

                    Devlet ve siyaset adamlığı çok zordur. 85 milyon millet ile koca bir devleti yönetmek kolay mı? Bu sebepten seçimlerden önce sizi sevenlere “Eğer gerçekten cumhurbaşkanınızı seviyorsanız, sakın ona oy vermeyin. Emekli edin. Keyfine istirahatine, rahatına baksın. Huzur içerisinde yaşasın” tavsiyesinde bulunmuştum.

 

                     İnsanın bu zor işe girmesinin sebebi sadece makam-mevki sahibi olmak,  cep doldurmak, adam yerine geçmek değildir. Amaç devlete ve millete hizmet ederek ruhen tatmin olmaktır.

 

                    Çünkü insanların maddi ihtiyaçlarından ayrı olarak bir de ruhi ihtiyaçları vardır. Bu sebepten insanlar başarılı olarak, bir şeyler yaparak,   hayatta kendine, başkalarına, milletine ve devletine faydalı olarak ruhen tatmin olmak ister.

 

                      Kimisine göre tatmin yolu servet kazanıp zengin olmaktır.  Kimisine göre diploma, etiket kariyer sahibi olmaktır.  Kimisine göre keşif, icat ve teknoloji üretmektir. Kimisine göre dini yoldan yürüyerek topluma ahlak aşılamaktır. Kimisine göre sanat ve sporda başarı kazanmaktır.

 

                      Bir de kötü insanlar vardır. Çünkü yeryüzündeki canlıların en iyileri de,  en kötüleri de insanlardır. Kötüler kendilerine veya başkalarına veya doğaya ve hayvanlara zarar verip, kötülük yaparak,  ruhen tatmin olurlar.  Bunların en kötüleri eski hükümdarlar ve bugünkü teröristlerdir.

 

                      Eski hükümdarlar komşu devletlerle uzlaşıp, anlaşıp, paylaşma imkânı aramadan savaş ilan ederlerdi. Savaş alanları cenaze çöplüğü olurdu. Vicdanlarının sızladığını sanıyor musunuz? Amaçları neydi? Devletine veya milletine faydalı olmak mıdır? Ne gezer? Amacı daha çok insana ve daha çok ülkeye hükmederek ruhen tatmin olmaktır.

 

                       Bir de teröristler vardır. Terör yaparak, tanımadıkları, bilmedikleri, günahsız insanların canlarını kastederler. Daha az kötüler ise katiller, hırsızlar, dolandırıcılar, batakçılar vesairedir.

 

                         İşte devlet ve siyaset adamlığı, devlete ve millete faydalı olmak suretiyle ruhen tatmin olmaktır. Akıllı ve insan sevgisi taşıyan fikir ve siyaset adamları sayesinde, bugün devletin eşit haklara sahip özgür vatandaşlar olduk. Eskiden insanlar hükümdarın kulu, kölesi idi.

 

                       Bunun için çarklardan vazgeçmek gerekir. Bir kişinin devlet adamlığında başarılı olması için, akıllı, akılcı, müspet ilim eğitimi almış, hayat ve devlet tecrübesine sahip, milletine ve devletine karşı sorumluluk duygusu, insan sevgisi taşıması gerekir.

 

                         Geçmişi bileceksiniz. İmkânları ölçüp biçeceksiniz. Düşünüp-taşınacaksınız. Çevrenize akıllı devlet adamlarını toplayacaksınız. Onlarla olayları müzakere edip, millete ve devlete en hayırlı kararlar vereceksiniz. Bu kararınızdan dönmeyeceksiniz. Böylece devleti ve milleti  istikrar ve güven içende yöneteceksiniz.

 

                          Devlet, duygular, inançlar ve öfke ile yönetilmez. Kişisel veya siyasi çıkarlarla yönetilmez. Acele işe şeytan karışır. Acele eden, ecele gider.  

 

                           Vereceğiniz kararlarda sonuna kadar direneceksiniz. Fırıldak gibi dönüp, çark edip durmayacaksınız. Mesela, geçmiş dönemde iktidar, Irak, İsrail, Suriye, İsrail, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Avrupa Birliği, Amerikan dostluğu konularında çark edip durdu.

 

                           Bu çarklarla ne elde edersiniz? Her ülkede çeşit çeşit insanlar vardır. Bir kısım seçmen akıl, mantık ve ülke sevgisi ve sorumluluk duygusundan uzaktır. Yani zaaf sahibidir. Üç türlü seçmen zaafı vardır. Uyanık bir politikacı ve devlet adamı bu zaafları istismar eder.   

 

                            Bunlardan birisi dini inançlardır. Bazılarının dini inançlar akıl, bilgi ve tecrübelerinden daha güçlüdür. Allah’ı, Peygamber’i kullanarak onların inançlarını istismar edersiniz. ,

 

                             Bazılarının milli duyguları akıllarından, bilgilerinden tecrübelerinden daha güçlüdür.  Bazı devletlere rest çekerek, hatta tehditler yağdırarak onların gözünde kahraman olursunuz. Bazılarının çıkar duyguları çok güçlüdür. Onların çıkarlarına hizmet ederek gözlerine girer ve oylarını alırsınız.

 

                          Ancak bunların hiçbirisi memlekete, millete ve devlete verimli ve başarılı hizmet yolu ve yöntemi değildir.

 

                 Hak-Hukuk-Adalet: Hak-hukuk-adalet devletin ve siyaset adamlarının en başta gelen kamu görevidir. Bu kadar önemli bir kamu görevinde para-pul hesabı yapılmaz.

 

                Bütün kutsal kitapların ve dinlerin amacı, tolum ve bireyleri, ahlaki kurallara yönlendirmektir. Topluma ahlak egemen olmazsa huzur ve güvenlik olmayacağından ülkede gelişme ve yükselme de olmaz. O halde yükselmenin en başta temeli hak-hukuk adalettir.

 

                 Bir ülkede toplumsal ahlakın en başta güvencesi ve koruyucusu yargıdır. Yargıda baş aktör hâkimlerdir. Bu sebepten hâkimler için “Peygamber postuna oturmaktan” bahsedilir. Ancak hakimler bu işi yalnız yapmazlar. yardımcıları savcılar, avukatlar, jandarma, polisler, şahitler, bilirkişiler de yargıya yardım edip katkıda bulunurlar.

 

                      Maalesef günümüzde davalar çok masraflandı.  Yalan-yanlış kararlar çıkıyor. Aynı zamanda davalar çok uzuyor.  Bir türlü adalet yerini bulmuyor. Müslümanlık siyaseti- dini –imanı ağızından düşürmemekle olmaz. Dini söylev ve şovlarla olmaz. Hakkı-hukuku- adaleti tesis edip, kul hakkını korumakla, huzur ve güvenliği sağlamakla olur.