Bir devlet adamının kendi milletine ve devletine yaptığı iyiliği de kötülüğü de kimse yapamaz

                    En kötü örnekler:  Hitler’in, Musolo’linin, Saddam’ın , Hamas’ın İran molla rejiminin, Putin’in, Tramp’ın , Netanyahu’nun kendi devletine ve milletine yaptığı kötülükleri görüyorsunuz. Osmanlı padişahı Türkiye’yi, Almanya’nın yanında birinci dünya savaşına sokmuş.   Savaştan sonra Yunan iktidarı eski patronu Osmanlı devletine saldırmış. Bunların kendilerinin ve milletlerinin başlarına neler geldiğini herkes biliyor.

                  Ben olsaydım Saddam’a akıl verir, ABD’ye karşı çıkardım: Irak halkı benim Müslüman kardeşim yaa… Ben de Allah’ı, kitabı, peygamberi dilimden düşürmüyorum yaa….Irak halkının başına bir felaket gelmesini istemezdim. Peki, ne yapardım?

                   İktidar da ben olsaydım Saddam’a, büyük elçimizi, dış işleri bakanımızı gönderir , hatta kendim gidip, ona akıl verir, nasihat ve tavsiyelerde bulunurdum. Ona “Ey Saddam kardeşim ABD dünyanın en güçlü devidir.  Sen onunla sidik yarışını bırak. Onun taleplerine tamam deyiver” derdim.

                  “ABD Orta doğu da güçlü, Müslüman, uluş devlet istemez. O körfez bölgesindeki Arap devletleri gibi Müslüm  devletlerin hepsi güçsüz ve ABD Yandaşı olsun ister. 

                   Sen kuvveti işgal ettin. Çekil oradan ABD buna göz yummaz. Devletinin, milletinin, hatta kendi başına felaketler Yağdırırsın sonra” derdim.

                    Bu arada ABD’nin Türkiye’den geçerek Irak’a müdahalesine çanak tutmazdım. Bereket AKP milletvekilleri içinde sorumluluk bilinci olanlar da varmış. Teskereye karşı ret oyu verdiler. ABD her türlü hazırlığını yapmış olduğundan körfezden çıkarak Irak’a müdahale etti.

                    Saddam’ın kendisi ve milyonlarca Müslüman kardeşimiz katledilip gitti. Irak da bölündü.

                   Büyük Orta Doğu projesine  eş başkanlık çalımı atmazdım:  Çünkü ABD’nin Büyük Orta Doğu projesi kendine biat etmeyen Orta Doğu’daki Müslüman ulus devletleri bölüp parçalamaktır. Böylece hem Orta Doğunun tamamını etkisi altına almak, hem de has evladı olan İsrail’in bekasını korumaktır.

                   Ben, dilimden Allah’ı, kitabı ve peygamberi düşürmeyen bir insansam, bu gerçeği niye görmeyeyim?  Eş başkan olmak şöyle dursun, daha ABD’nin Büyük Orta Doğu projesine karşı çıkardım.

                   Işid isyanında, Suriye lileri Başar Esad yanında yer alırdım. Çünkü isyan eden dincileri Esad yönetimine karşı destekleyen İsrail’dir. Amacı Suriye’yi bölüp parçalamaktır.

                   Benim inancıma göre Müslümanlık ahlak dinidir. Ahlak, insanın önce kendisine, sonra başkalarına kötülük yapıp zarar vermemesi, hatta iyilik yapıp, faydalı olmasıdır. Keza hayvanlara zarar vermemesi, doğayı bozmaması ve kirletmemesidir.

                    “Allah’ü Ekber” deyip kendi insanının kafasını kesen ve bunu sosyal medyada yayınlayan Işid katilinde Müslümanlık, insanlık, ahlak, vicdan var mıdır?

                      Suriye politikası ile ülkemizi Suriyeliler ile doldurmazdım. Ekonomimize ve milletimize yük yapmazdım. Ne oldu Suriye bölündü.

                      Ben olsam Suriye merkezi hükümetini desteklerdim. Başar Esat’ı ziyaret veya davet eder, yanlışlarını sayar- döker, akıl verir, ülkesini ve milletini iyi yönetmesini tavsiye ederdim.

                      Mısır ile siyasi ilişkileri kesmezdim: Mısır halkında demokrasi ve sandık kültürü olmadığından, çok az bir seçmen oy kullanmış. Mursi denen bir dinci seçimi kazanıp iktidarın başına geçmiş.  Mısır halkı iktidarın icatlarına hazmedemeyince, Tahrir meydanında toplanıp protestolara başlamış. Askerler “Bu sorunu çöz” diye Mursi’yi uyarmışlar. Mursi tahrir meydanında toplanan kalabalığı dağıtamayınca askeri darbe olmuş ve devletin başına darbeci Sisi geçmiş.

                     Ben Mursi  gibi dinci miyim? Mısır’daki darbeden bana ne? Eğer ben bir devleti yönetiyorsam, benim için önemli olan  devletimin ve milletimin çıkarıdır. O da tüm komşu ve özellikle Müslüman ülkeler ile iyi ilişkiler kurup sürdürmektir.

                      Mısır ile siyasi ilişkiler kesildi de ne oldu? Mısır, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rum devleti ve diğer Akdeniz ülkeleri bir araya gelip, mavi vatan Akdeniz’i aralarında paylaşmışlar. İşin içinde Türkiye yok. Türkiye’ye de mavi vatandan pay ayırmamışlar. Bunun üzerine Türkiye komşu devletlerle çatıştı, çekişti, restleşti durdu.

                       Gün geldi darbeci Sisi, darbeci Sisi olmaktan çıkmış, saygın bir devlet adamı olmuş. Türkiye ‘de, Sisi ile barıştı, Mısır ile siyasi ilişkileri yeniden başlattı.

                      Ben Yahudi değilim, Müslümanım. Elbette Müslüman devletlerden ve milletlerden yana olacağım. Ancak bu konuda aşırıya kaçıp hiçbir devlet ile zıtlaşmam ve kavga etmem. Çünkü benim için önemli olan kendi devletimin ve milletimin çıkarıdır.

                      Hamas terör örgütü ne yaptı? İsrail’de yapılan bir şenlikte halkın üzerine saldırdı. Bazılarını öldürdü. Bazılarını esir aldı. Hamas terör örgütüdür. Bizdeki PKK neyse, Hamas da odur. Terör örgütü olmasa günahsız insanlara saldırır, öldürür ve esir alır mıydı?

                     Başlıkta dedim ya. Bir devlet adamının kendi milletine ve devletine yaptığı iyiliği de kötülüğü de kimse yapamaz. Hamas da, Filistin halkının başına bela buldu. İsrail ordusunun intikam ateşine kapılıp Filistin’e saldırdı. Hamas terör örgütü mensupları silah kuşanıp İsrail karşısına çıkmadılar. Filistin halkının içine saklandılar. İsrail de bunları yok etmek için sivil alanlara saldırdı. Böylece İsrail aşırıya kaçıp binlerce Filistinliyi katletti.     

                         Ben bir Türk olarak İsrail’in bu katliamını diğer Avrupa ülkeleri gibi eleştiririm.  Ancak siyasi ilişkileri keserek İsrail’e düşman ilan etmem. Filistin halkı Arap ise orta doğuda çuvalla Arap devleti ve milleti var. Filistin halkını korumak önce onların görevidir. Ben sadece diğer devletler gibi eleştirir, protesto ederim. Filistin halkına yapılan katliam sebebiyle İsrail ile düşman yapmam.

                          Ben olsam askeri hastaneleri kapatmazdım.  Askeri hastaneler, askerlik hizmeti yaparken, terör ile mücadelede,  hatta savaşta yaralanan ve hastalanan askerlerin tedavisini yapan bir kurumdur. Askerlerin  daha iyi tedavi edilmesi ve güvenliği için askeri hastanelerde tedavi edilmeleri gerekir. O zaman askeri hastaneleri neden kapatayım?

                         Ben Feto cemaatine yüz vermezdim. Çünkü ben Müslümanım, ancak dinci değilim. Dinci Allah’ı, kitabi, peygamberi ticarette rant aracı, siyasette makam mevki aracı,  sosyal hayatta adam yerine geçme aracı olarak kullanıp İstismar eden kişilerdir.

                         Dindar kişiler ise iki türlüdür. Bir kısmı akıllı ve akılcıdır. İnanç ve ibadeti ile siyaseti, ticareti, sosyal hayatı karıştırmaz. İnanç ve ibadeti Allah ile kendi arasındaki ilişki olarak görür.

                          Akılsız dindarlar ise “Allah-kitap” diyenin peşine takılırlar, onun müridi olurlar.  Keza “Alnı secdeye varan insandan kötülük gelmez” diye inanırlar.

                          Hâlbuki İslam tarihinde din-iman adına çok büyük yanlışlar yapılmış. Gereksiz savaşlar ve katliamlar yapılmıştır. Bunların en sonuncusu Işıd katilleridir.

                           Osmanlı döneminde  ve genç Türkiye cumhuriyetinde Allah’ı, peygamberi, kutsal kitabı istismar ederek halkı devlete karşı isyana sürükleyen birçok Şıhlar, şeyhler olmuştur.

                           Ben bunları bildikten sonra tarikat ve cemaatlara yüz verir miyim? Çünkü Feto cemaatinin da Osmanlı devletine ve Türkiye cumhuriyetine karşı isyan çıkaranlardan hiç farkı yoktur.

                           Ben bir devleti yönetiyorsam bunları bilmek zorundayım. Bilmesem de benim yönetimimde milli istihbarat teşkilatı, milli güvenlik kurulu yok mu? Kamer Genç mecliste tehlikeyi dile getirdikten sonra, ben bu gazetede tehlikeyi anlattıktan sonra, devletin o kurumları o tehlikeyi görememişler mi? İktidara anlatmamışlar mı?

                           Baksanıza, o zaman ki MİT müsteşarı şimdi dış işleri bakanıdır. Ben bu tehlikeyi görüp bana anlatmayan kişiyi orada tutmam. Şimdi de dış işleri bakanı yapmam.

                           Ne oldu? Devletin genel kurmay başkanı dahil bir çok subaylara ,kumpaslar yapılarak ,sahte delillerle tutuklanıp cezaevine atıldılar. 454 kişi darbe teşebbüsünde can verdi. Binlerce kişi görevden alındı, cezaevine atıldı. Birçokları yurt dışına kaçtı. Bunların sorumlusu dış güçler mi, yoksa muhalefet mi?

                         Ben olsam Feto cemadatının eğitim dışında hiçbir devlet kadrosuna çöreklenmesine göz yummazdım. Yargı da ne işleri var?  Ordu da ne işleri var? Milli Eğitim kadrolarında ne işleri var?

                        Ben Avrupa Birliğinden yanayım: Avrupa devletleri ikinci dünya savaşından sonra birden bire akıllandı ve medenileşti. Savaşları bıraktı. Afrika’daki, Amerika’daki, Asya’daki sömürgeleri terk edip, bağımsızlık verdiler. Kendi aralarında ortak Pazar kurdular. Sonradan ortak Pazar Avrupa Birliği oldu.

                          Bugün hak-özgürlük, refah düzeyi bakımından en gelişmiş ülkeler Avrupa ülkeleridir. Ben de milletimin  onlar gibi olmasını istiyorsam, onların kurduğu Avrupa Birliğine ortak olmalıyım.

                         İktidar Avrupa Birliği ile müzakereler başladı diye maytaplar patlatıp, şenlikler yapmıştı. Daha sonra Avrupa Birliğinden uzaklaştı ve müzakereler askıya alındı. Demek ki Türkiye’nin iktidarı Avrupa birliğini hazmedememiş. Peki, başlangıçta neye şenlikler yaptılar?

                          Ben devletimin bir Avrupa devleti olmasını, milletimin de Avrupa devletleri gibi hak-özgürlük ve refah düzeyi yaşamalarını istiyorum. Bu sebepten Avrupa Birliği yandaşıyım.

                          Ben ABD düşmanı değilim. Zaten çocukluğumdan beri hiçbir arkadaşım ile kavga-dövüş etmedim. Annem-babamdan dayak yemedim. Çünkü ben yaramaz değildim. Öfkemin eseri olacak kadar akılsız değilim. Çünkü atalarımız “Öfke baldan tatlıdır. Ancak öfke ile kalkan zarar ile oturur. Sabreden derviş muradına erermiş. Sabır ile koruk helva olurmuş” demişler.

                            Ben deli miyim? Yumruk atsam yumruk yiyeceğim, tekme atsam tekme yiyeceğim, küfretsem küfür yiyeceğim.  Baktım karşımdaki kızdı “Tamam, haklısın” der geçer, ondan uzaklaşırım. Eğer bana saygısızlık yapmışsa onun ile arama mesafe koyarım. Trafikte yol verme yüzünden kavga-dövüş yapanlar, hatta cinayet işleyenler oluyor. Sanki yol babasının malı. Birbirlerine “Buyur arkadaş, yol senin olsun” deyivermek çok mu zor?

                            Ben olsam devletimi ve milletimi hiçbir savaşa sokmam. Hiçbir devlet ile sidik yarışı yapmam. Atatürk “Vatan tehlikede değil ise savaş cinayettir” demiş. Herhalde doğru söylemiş. Ben de Atatürk’ü sever ve sayarım ya, onun izinde yürümeye devam ederim.

                           Hitler, Musoloni, Saddam, Hamas terör örgütü, birinci dünya savaşından sonra Türkiye’yi saldıran Yunanistan yöneticilerinde akıl, ahlak, vicdan, insan sevgisi ve saygısı var mıydı? Bunların hepsi devletlerinin ve milletlerinin başına, hatta kendi başlarına felaketler yağdırmışlardır. Akıllı ve akılcı olsalar bu yanlışları yaparlar mıydı?