Koçarlı siyasetinde kartlar yeniden dağıtılıyor… Kimi sahada, kimi kuliste, kimi ise hâlâ ısınma hareketi yapıyor!
Koçarlı'da siyaset son günlerde öyle bir hal aldı ki…
Eskiden kahvede çay içerken konuşulanlar şimdi siyasi kulislerde konuşuluyor.
Dün yan yana duranlar bugün ayrı ayrı fotoğraf veriyor.
Dün aynı siyasi çatının altında bulunanlar bugün başka adreslerde boy gösteriyor.
Kısacası Koçarlı'da siyasi pusula biraz şaşmış durumda.
Ama merak etmeyin…
Pusula şaştı diye siyaset bitmiyor.
Tam tersine, asıl şimdi başlıyor.
MUTLAK BUTLANDAN SONRA TAŞLAR YERİNDEN OYNADI
“Mutlak butlan” tartışmalarıyla başlayan siyasi hareketlilik, Koçarlı'ya da fazlasıyla yansıdı.
Hasan Akın, Yeni Parti Koçarlı İlçe Başkanı oldu.
Ardından Belediye Başkanı Özgür Arıcı ile birlikte Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'i ziyaret etti.
Fotoğraf verildi.
Mesaj verildi.
“Yeni siyaset” vurgusu yapıldı.
Yani birileri siyasi sahaya çıkıp:
“Biz buradayız!” dedi.
Bu arada CHP de boş durmadı.
Ertuğrul Kavurucu, CHP Koçarlı İlçe Başkanı oldu.
Önümüzdeki günlerde yeni yönetimini oluşturup sahaya inmesi bekleniyor.
Kavurucu'nun işi kolay değil.
Çünkü sadece koltuğa oturmakla ilçe başkanlığı yapılmıyor.
Vatandaşın kapısını çalacaksın.
Esnafın derdini dinleyeceksin.
Kahvede oturacaksın.
Sokakta görüneceksin.
Parti tabanını toparlayacaksın.
Kısacası “Ben ilçe başkanıyım” demek yerine, bunu sahada göstereceksin.
PEKİ AK PARTİ?
İşte şimdi geldik yazının asıl merak edilen yerine…
Peki AK Parti?
Sessiz.
Öyle bir sessizlik ki…
İnsan bazen “Acaba siyasi bir şeyler oluyor da bizim haberimiz mi yok?” diye düşünüyor.
Elbette sessizlik de bir siyasi tercihtir.
Belki stratejidir.
Belki beklemedir.
Belki de “Doğru zaman gelince konuşuruz” anlayışıdır.
Bunların hepsi mümkün.
Ama bir başka ihtimal daha var:
Vatandaş artık bu sessizliği sorgulamaya başlamış olabilir.
Çünkü siyasetçinin görevi yalnızca seçim zamanı ortaya çıkmak değildir.
Seçimden seçime görünen siyasetçiyle, dört mevsim sahada olan siyasetçi arasındaki farkı vatandaş gayet iyi bilir.
BELEDİYEYE ELEŞTİRİ YOK!
Bir başka dikkat çekici nokta ise Koçarlı Belediyesi konusunda yaşanıyor.
AK Parti İlçe Başkanı Fatih Demir'in, belediyenin çalışmalarına yönelik kamuoyunda sıkça görülen, sert ve sistematik bir eleştiri kampanyası yürütmediği görülüyor.
Şimdi burada kimse yanlış anlamasın.
Belediyenin yaptığı her iş eleştirilecek diye bir kural yok.
Doğru yapılanı takdir etmek de siyasetin bir parçasıdır.
Ama muhalefetin de bir görevi vardır:
Eksik gördüğünü söylemek.
Yanlış gördüğünü gündeme getirmek.
Vatandaşın şikâyetini takip etmek.
Hizmetin hesabını sormak.
Şimdi vatandaşın aklındaki soru şu:
“AK Parti Koçarlı'da belediyeye neden daha yüksek sesle muhalefet etmiyor?”
Bu sorunun cevabını elbette Fatih Demir ve teşkilatı verir.
Belki ellerinde farklı bir siyasi plan vardır.
Belki zamanı bekliyorlardır.
Belki de belediyeyle ilgili eleştiri yapmayı şu an için doğru bulmuyorlardır.
Hepsi kendi tercihleridir.
Ama siyaset kamuoyunun önünde yapılıyorsa, kamuoyu da doğal olarak sorusunu sorar.
HASTANE KONUSUNDA İŞLER DAHA DA İLGİNÇ!
Şimdi gelelim Koçarlı'nın en önemli meselelerinden birine:
Hastane.
Koçarlı'ya hastane yapılması ilçenin ortak beklentilerinden biri.
Bu konuda iktidar partisinden de “Koçarlı'ya hastane yapmak istiyoruz” yönünde açıklamalar ve beklentiler dile getiriliyor.
Buraya kadar güzel.
Hatta çok güzel.
Biz de istiyoruz.
Koçarlı da istiyor.
Vatandaş da istiyor.
Peki…
Sağlık Bakanı Aydın'a geldiğinde ne oldu?
İşte burada biraz durmak gerekiyor.
Bakan Aydın'a geliyor.
Koçarlı'nın hastane talebini anlatmak için önemli bir fırsat doğuyor.
Fakat kamuoyuna yansıyan görüntüye göre, Sağlık Bakanı'nın Aydın ziyaretindeki karşılamada AK Parti Koçarlı İlçe Başkanı Fatih Demir'in ve ilçe yönetiminden isimlerin yer almaması dikkat çekiyor.
Şimdi soralım:
Hastane istiyoruz.
Tamam.
Peki hastaneyi yapacak Bakan geldiğinde talebimizi kime anlatacağız?
WhatsApp'tan mı?
Telefonla mı?
Bir sonraki ziyareti mi bekleyeceğiz?
Yoksa “Sayın Bakanım, Koçarlı'nın hastaneye ihtiyacı var” demek için Bakan'ın tekrar Aydın'a gelmesini mi bekleyeceğiz?
Elbette bunun bir açıklaması olabilir.
Program yoğunluğu olabilir.
Başka bir gerekçe olabilir.
Bunu bilemeyiz.
Zaten köşe yazısının amacı da hüküm vermek değil.
Soru sormak.
Çünkü vatandaşın sormaya hakkı var.
Ve bazen siyasette en rahatsız edici şey suçlama değil…
Basit bir sorudur.
“HASTANE İSTİYORUZ” DEMEK YETİYOR MU?
Şimdi biraz daha açık konuşalım.
Koçarlı'ya hastane istiyorsanız, bunun siyasi takipçiliğini de göstermeniz gerekir.
Bakan Aydın'a gelmiş.
İktidar partisinin ilçe teşkilatı olarak sizin elinizde ilçenin en önemli taleplerinden biri var.
İşte fırsat!
Bir fotoğraf karesinde görünürsünüz.
Koçarlı'nın dosyasını açarsınız.
Hastane talebini anlatırsınız.
“Sayın Bakanım, Koçarlı bunu bekliyor” dersiniz.
Bunun siyaseti olmaz mı?
Olur.
Hem de bal gibi olur.
Çünkü iktidar partisinin ilçe teşkilatından beklenen biraz da budur.
Ankara ile ilçe arasında köprü olmak.
Yoksa sadece seçim zamanı “oy istiyoruz” demekle iş bitmiyor.
Vatandaş da haklı olarak soruyor:
“Oy isterken bizi hatırlıyorsunuz da, hizmet isterken neden bu kadar sessizleşiyorsunuz?”
İşte bu soru, üzerinde düşünülmesi gereken bir soru.
SESSİZLİK STRATEJİ Mİ, SİYASİ BOŞLUK MU?
Belki Fatih Demir çok büyük bir hamle hazırlıyor.
Belki önümüzdeki günlerde Koçarlı'da öyle bir siyasi çıkış yapacak ki bugün yazdıklarımızın tamamını unutturacak olabilir.
Hatta bekleyip görelim.
Ama siyasette bir gerçek vardır:
Boş bırakılan alanı birileri mutlaka doldurur.
Yeni Parti sahaya çıkıyorsa…
CHP yönetimini yeniliyorsa…
Belediye Başkanı siyasi temaslarını artırıyorsa…
Ve siz sessiz kalıyorsanız…
Bir süre sonra vatandaş sizin ne düşündüğünüzü değil, neden hiçbir şey söylemediğinizi konuşmaya başlar.
İşte tehlike tam da burada.
Çünkü siyasette bazen rakibinizin yaptığı hamle değil…
Sizin yapmadığınız hamle gündem olur.
KOÇARLI'DA YENİ OYUN BAŞLADI
Artık eski siyasi ezberlerin tamamını bir kenara bırakmak gerekiyor.
Kim CHP'liydi?
Kim başka partiye geçti?
Kim kiminle fotoğraf verdi?
Kim kimin yanında durdu?
Bunların hepsi bir yere kadar önemli.
Asıl önemli olan bundan sonrası.
Kim çalışacak?
Kim sahaya inecek?
Kim hastane için mücadele edecek?
Kim Koçarlı'nın sorunlarını Ankara'ya taşıyacak?
Kim belediyenin yanlışını söyleyecek?
Kim yapılan doğru işi takdir edecek?
Kim vatandaşın yanında olacak?
Çünkü artık vatandaşın siyasi hafızası eskisi gibi değil.
Bir fotoğrafı görüyor.
Bir açıklamayı okuyor.
Bir sessizliği fark ediyor.
Ve hepsini bir kenara yazıyor.
SANDIK HAFIZASI UNUTMAZ
Bugün Koçarlı'da siyasi kartlar yeniden dağıtılıyor.
Hasan Akın yeni bir siyasi yapı kuruyor.
Ertuğrul Kavurucu CHP'nin başında yeni bir dönem başlatmaya hazırlanıyor.
Özgür Arıcı siyasi temaslarını sürdürüyor.
AK Parti ise şimdilik sessiz.
Ama bu sessizliğin ne anlama geldiğini zaman gösterecek.
Belki büyük bir strateji.
Belki fırtına öncesi sessizlik.
Belki de gerçekten sadece sessizlik.
Onu göreceğiz.
Fakat şunu da unutmamak gerekiyor:
Siyaset boşluk kaldırmaz.
Birileri konuşmazsa birileri konuşur.
Birileri sahaya çıkmazsa birileri çıkar.
Birileri hastane talebini Bakan'a anlatmazsa, birileri o boşluğu doldurur.
Ve birileri vatandaşın kapısını çalmazsa, vatandaş da sandıkta başka bir kapıyı çalabilir.
Şimdi Koçarlı siyasetinde herkesin önünde aynı soru var:
Kim gerçekten sahada?
Çünkü artık tribünde oturup maçı izleme dönemi yavaş yavaş bitiyor.
Hakem düdüğünü çalacak.
Takımlar sahaya çıkacak.
Ve sandık geldiğinde…
Kim forma giymiş?
Kim 90 dakika mücadele etmiş?
Kim sadece ısınmış?
Kim kulübede oturmuş?
Kim maçı tribünden izlemiş?
Hepsi görülecek.
Çünkü sandık, siyasetin en acımasız aynasıdır.
Ve o aynada…
Sessizliğin bile bir karşılığı vardır.
Çünkü siyasette son sözü ne ilçe başkanı söyler…
Ne genel başkan…
Ne belediye başkanı…
Son sözü Koçarlı halkı söyler.
Ve sandık, siyasetin en acımasız gazetecisidir.
Ne yazarsanız yazın, manşeti o atar.


