Koçarlı’nın sorunları dağ gibi büyürken, ilçenin siyasi gündeminin işe yerleştirme iddialarına sıkışması artık görmezden gelinecek bir mesele olmaktan çıktı.
Bir tarafta yıllardır bekleyen yatırımlar, diğer tarafta çözüm bekleyen vatandaş sorunları…
Ama konuşulan ne?
Kim işe girdi, kimin yakını nerede çalışıyor?
İşte tam burada durup sormak gerekiyor:
Koçarlı’nın bütün meseleleri çözüldü de sıra buna mı geldi?
Yeni hastane için yer meselesi hâlâ çözülememiş.
TOKİ yapılacak deniliyor ama yapılacağı yer hâlâ net değil.
Turizm yolunun Koçarlı tarafında asfaltlama yapılmış olsa da projenin Söke ayağı hâlâ tamamlanmayı bekliyor.
Cumhuriyet Ortaokulu’nun güçlendirme çalışması ise hâlâ yapılmış değil.
Bunlar sıradan meseleler değil.
Bunlar Koçarlı’nın geleceğini, çocuklarımızın eğitimini, vatandaşın sağlığını, ulaşımını ve yaşam kalitesini ilgilendiren temel sorunlar.
Peki bu sorunlar ortada dururken AK Parti Koçarlı İlçe Başkanı’nın gündeminde ne var?
Kamuya veya çeşitli kurumlara yapılan işe alımlarla ilgili iddialar…
Şimdi açık konuşalım.
Bir ilçe başkanının görevi teşkilat yöneticilerinin veya yakınlarının iş sahibi olmasını sağlamak değildir.
Bir ilçe başkanının görevi; Koçarlı’nın sorunlarını Ankara’ya taşımaktır.
Bakanlıkların kapısını çalmaktır.
Yatırımların peşine düşmektir.
Koçarlı’ya hizmet getirmek için mücadele etmektir.
Eğer bugün kamuoyunda konuşulan iddiaların merkezinde teşkilat yöneticileri ve yakınlarının işe yerleştirildiği iddiaları varsa, vatandaşın da çok doğal bir soru sorma hakkı vardır:
“Peki teşkilat yöneticileri ve yakınları dışında, gerçekten ihtiyacı olan kaç kişiyi işe yerleştirdiniz?”
Kaç işsiz gencin elinden tuttunuz?
Kaç dar gelirli ailenin evine ekmek götürmesine vesile oldunuz?
Kaç kişinin herhangi bir siyasi referansa ihtiyaç duymadan, sadece hakkı ve liyakatiyle işe girmesine yardımcı oldunuz?
Bu soruların cevabı verilmelidir.
Çünkü kamu makamları ve kamu kaynakları kişisel veya siyasi çevrelerin kullanım alanı değildir.
Kim işe girdiyse çalışsın.
Kim ekmek kazanıyorsa kazansın.
Bizim derdimiz insanların ekmeği değil.
Bizim derdimiz adalet.
Ve siyasetin asli görevi de zaten burada başlıyor.
Bir ilçe başkanı, kendi döneminde ilçesine ne kazandırdığıyla değerlendirilir.
Kaç kişiyi işe soktuğuyla değil;
Kaç projeyi sonuçlandırdığıyla…
Kaç sorunu çözdüğüyle…
Koçarlı’ya kaç yatırım getirdiğiyle…
Bugün vatandaş hastanenin yerini soruyor.
TOKİ’nin yerini soruyor.
Turizm yolunun Söke bağlantısını soruyor.
Cumhuriyet Ortaokulu’nun ne zaman güçlendirileceğini soruyor.
Bu soruların karşısında hâlâ net cevaplar yoksa, artık siyasi sorumluluk tartışmasının yapılması kaçınılmazdır.
Çünkü siyaset sadece makamda oturmak değildir.
Siyaset sorumluluk almaktır.
Siyaset sonuç üretmektir.
Siyaset, gerektiğinde başarısızlığın sorumluluğunu üstlenebilmektir.
İşte bu nedenle ben artık AK Parti Koçarlı İlçe Başkanı’nın siyasi sorumluluk gereği istifa etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu çağrı bir kişiye düşmanlık değildir.
Bu çağrı bir siyasi hesaplaşma da değildir.
Tam tersine, siyasetin kendisine duyulan saygının gereğidir.
Bir ilçe başkanı, görev yaptığı ilçede kamuoyunun güvenini kaybettiğini düşünüyorsa, hakkında sürekli işe yerleştirme iddiaları konuşuluyorsa ve ilçenin temel meseleleri konusunda vatandaş tatmin edici cevaplar alamıyorsa, yapılması gereken koltuğa daha sıkı sarılmak değil, sorumluluk almaktır.
Çünkü bazen istifa etmek yenilgi değildir.
Bazen istifa etmek, siyasette verilebilecek en önemli sorumluluk örneğidir.
Koçarlı’nın artık isim listelerine değil, proje listelerine ihtiyacı var.
Vatandaş “Kim işe girdi?” sorusundan önce;
“Hastane ne zaman yapılacak?”
“TOKİ nereye yapılacak?”
“Söke bağlantısı ne zaman tamamlanacak?”
“Cumhuriyet Ortaokulu ne zaman güçlendirilecek?”
diye soruyor.
İlçe başkanlığı makamının görevi bu sorulara cevap aramaktır.
Eğer bu sorulara cevap verilemiyor, buna karşılık kamuoyunun gündeminde sürekli işe yerleştirme iddiaları yer alıyorsa, artık o makamda oturmanın değil, o makamın hakkını vermenin tartışılması gerekir.
Koçarlı halkı artık siyasi yakınlık değil, liyakat istiyor.
Torpil iddiası değil, adalet istiyor.
Söz değil, hizmet istiyor.
Ve en önemlisi, kendisini Ankara’da güçlü şekilde temsil edecek bir siyasi irade istiyor.
Çünkü bir ilçede siyasetin başarısı, kaç kişinin işe yerleştirildiğiyle değil; o ilçenin kaç sorununu çözdüğüyle ölçülür.
Koçarlı’nın soruları ortada.
Şimdi cevap verme sırası siyasette.
Ve bana göre bu cevap, önce siyasi sorumlulukla başlamalıdır.


